Bolu’nun Göynük ilçesi, tarihi İpek Yolu Koridoru olarak tanımlanan Geyve-Taraklı-Nallıhan-Beypazarı-Ayaş-Ankara güzergahında yer alıyor.  Eski ismiyle Koinon Gallicanon olan Göynük’ün anlamının ‘olgunlaşmış, göynümüş’ ya da ‘keçi kılından yapılan heybe’ anlamına geldiği söyleniyor. Tarihi sokakları, 150 yıldan fazla geçmişe sahip konakları ile Türkiye’nin sessiz şehirlerinden Göynük keşfini ertelemeyin derim. Batı Karadeniz’in tipik ahşap mimarisi örneği olan Göynük’ün turistik bir destinasyon olması yönündeki çalışmaları bu evlere bağlanıyor. Eski konaklar cenneti Göynük, aynı zamanda türbeler ilçesi olarak da biliniyor. Osmanlı’nın kuruluş döneminden itibaren ilk yapılan yerleşim çalışmalarının ardından işgal görmediği için Göynük’te birçok konak ve yapının dokusu halen bozulmamış.

Göynük’ün simgesi olmuş Zafer Kulesi, Cumhuriyet döneminde yapılan ilk tarihi yapıymış. Cumhuriyet’in ilk Kaymakamı olan Hurşit Bey tarafından yapılan Zafer Kulesi, Göynük’ün milli mücadeledeki desteğini temsil etmek amacıyla yapılmış. 3 katlı ahşap Zafer Kulesi, güzel bir Göynük manzarası vadediyor.

Göynük’e giderken aç gidin. Çünkü Göynük, bir haftalık yemek ihtiyacınızı tek güne sığdırabileceğiniz bir yer. Bolu’nun meşhur keşli cevizli kaşık sapı mantısı, keşli cevizli erişte, güveçte et, güveçte etli yaprak sarma, pide, salata, fasulye, ciğer, güveçte kaşarlı kanlıca mantarı, tava yoğurdu, oklava baklavası ve tahinli pide tadabileceğiniz lezzetler.

Gelelim Beypazarına ; Ankara’ya 100 km uzaklıkta şirin bir ilçemiz. Kendine has mimarisi, yerel lezzetleri ile Ankara’nın en turistik yerlerinden biri.

Osmanlı döneminde tımarlı sipahi merkeziymiş ve tarih boyunca ticaret ve ekonomik hayatın yoğun olduğu bir kent kimliğini korumuş. Evliya Çelebi bile Seyahatname‘sinde Beypazarı’ndan bahsetmeden edememiş.

İnözü Vadisi, Hıdırlık Tepesi görülmeye değer. Hıdırlık Tepesi şehrin kuş bakışı manzarasına hakim. Çay bahçeleri ve yerel ürün satıcıları da burayı şenlendiriyor.

Beypazarı çarşısında gezerken çok tok olmamakta fayda var. Çünkü size baklava, havuç lokumu, cevizli sucuk, sarma gibi yerel lezzetleri denetmeye çalışan satıcılar olacak her yerde. Bütün bunları deneyip patlayacak kıvama gelebilirsiniz.

Sokakları mis gibi sarma ve havuç kokan Beypazar’ında tezgahlarda el yapımı ahşap ürünler, bakır eşyalar, güzel takılar ve bol miktarda yiyecek satılıyor. Alışveriş severler için cennet burası. Bir de “Beypazarı kurusu” var, buraya özgü bir kurabiye çeşidi. Adı üstünde, kupkuru bir kurabiye. O kadar kuru ki, bozulmadan 1 yıl boyunca saklanabiliyormuş. Lezzeti ile ilgili şahsi görüşüm “fena değil”. Yanında bir içecek şart, çünkü gerçekten kuru! Ve Türk Hamamı Müzesi gezilecek yerler arasında yer alıyor.

Keyifli bir Göynük Beypazarı Turunu da sizlere aktarmış bulunuyorum. Hala gitmediyseniz en kısa zamanda yolunuzun bizimle düşmesini dilerim…